.: Menü :.
 

Ana Sayfa
Kuruluş Gerekçesi
Derneğin Amacı
Dernek Tüzüğümüz
Kurucularımız
makaleler
Haber Arşivi
Derneğimize Kayıtlı Şair ve Ozanlar
Etkinliklerimizden Fotoğraflar
Etkinliklerimizden Fotoğraflar 2
Duyurular
Konuklarımızdan
Atatürk Köşesi
Köy Enstitüleri Özel
İletişim



 
ALEVİLİK VE BEKTAŞİLİKTE İBADET - 915 defa okunmuş.
ALEVİLİK VE BEKTAŞİLİKTE İBADET

Alevi ve Bektaşilikte ibadet 12 hizmet esasına göre kurulmuştur. Bu hizmetleri yerine getirenlere ise "Nakip" denilir. Bu yola baş koyan Alevi Bektaşi inancında “Gelme gelme, dönme dönme, gelenin malı, dönenin canı ” şeklinde katı kurallı inancı vardır ki buna "ikrar" denir. Bu ikrar İslam Dininin kuruluş yıllarında 7 kadın 5 erkekten oluşan adeta yeminle başlayan ve Hz Muhammed’in etrafında toplanan insanların biat ederek ikrar vermesiyle başladığına inanılır. İslamiyet’in güçlendiği dönemlerde de bu sayı artarak devam eder. Çoğalan inanç guruplarının bu biat olayında 12 kişi hizmetli yani nakip seçilmesi yoluna gidilmesi ve verilen ahdin yani yeminin hiç kopmadan devam etmesi Hacı Bektaş Veli’nin Eline-Beline-Diline sahip ol üçlemesiyle günümüze kadar devam ede gelmiştir.

ALEVİ CEMLERİNE GİRİŞ VE İBADETE NASIL DEVAM EDİLİR

Alevi Bektaşilerde cem evine girilirken eşikten başlayarak niyazla girilir. Niyaz avuç içlerine yapılır, yere yapılmaz, çünkü niyaz Ademedir.

İkinci niyaz, Dar Meydanına gelince Dede’ye niyazdır. Oradan da postta oturan Dede’ye niyaz edilerek posta olan saygıdan dolayı ve sırt dönmeden edep dahilinde oturur.
Alevi Bektaşilerde yapılan ibadete Tarikat Namazı denilmektedir. Tarikat Namazlarında Secde vardır, ancak bu kul olarak teslim olmak anlamındadır. Teslim olmak ise, başımı yoluna koydum. Bu baş benim değil senindir. Allah yolunda candan vazgeçmektir. Allah Adem oğlunu yarattı. Tüm mahlukatı onun emrine verdi. Ademe secde kılındı. Bu nedenle secde yere değil ademedir inancı vardır.

ALEVİ BEKTAŞİLİKTE DAR NEDİR?

Dar, Allah’ın huzurunda durduğunu var kabul ederek, özünü hakka çevirerek tüm benliğiyle Allah’a teslim olmanın adıdır. Dört çeşit Dar vardır.

DAR-I MANSUR

Hallacı Mansur gibi Hak yoluna baş koymaktır. Ayakta duran kişi tek elini kalbinin üstüne koyar. Sol elini de yanına salarak, sağ ayağını sol ayağının baş parmağına basarak, baş keserek durmanın adıdır.

DAR-I FAZLI

İki elini göğsünün üstüne koyarak ve eğilerek sağ ayağını sol ayağının üzerine konularak durulmasıdır. Bu duruş şekli de Hz. Fazlının göğsünden bıçaklanarak öldürülmesi ve yüzün koyun yere düşmesini simgeler.

DAR-I NESİMİ

Edep erkan içinde diz üstü oturmanın adıdır. Nesimi’nin diz üstü oturtularak derisinin yüzülmesini simgeler.

DAR-I FATIMA

Hz Muhammed bir gün oturduğu yerden su ister. Hz. Hüseyin daha atik davranarak yerinden fırlar ve su getirmeye giderken ayak baş parmağını taşa çarpar ve kanatır. Dedesi görmesin diye kanayan baş parmağını saklamak için sol ayağını sağ baş parmağının üstüne koyar. Bu özveri ve saygı gereği durulan darın adıdır.

ALEVİ BEKTAŞİLİKTE NİYAZ

Niyaz, yalvarma dua etmektir. Allah’a korkuyla yaklaşmak değil sevgiyle yaklaşmanın bir diğer adıdır. Allah sevgisine inanmaktır. Onun tüm yarattıklarını severek ona bağlanmaktır.

RIZALIK KAPISI VE MUSAHİPLİK

Küskünleri barıştırma kapısıdır. Tarikat kapısında aranır. Musahiplik denilen yol kardeşliğinde malı mala, canı cana katma şeklinde oluşur. Musahiplikte rızalık olursa, tarikatta da rızalık var demektir. Tarikatta rızalık olursa toplumda da rızalık var demektir. Toplumda rızalık olması halinde toplumu yaratan bireylerdeki rızalık demektir ki toplum vicdanlarının tümünü kapsar. Buna ise Alevi Bektaşi inancında “El Ele, El Hakka” denilmektedir.

ALEVİLİKTE TÖVBE NEDİR?

Her talip Pirinin Mürşidinin huzurunda bir daha işlememek üzere tövbe ederse buna sonuna kadar sadık kalmak zorundadır. Tövbe etmek aynı zamanda arınmaktır. Bu nedenle tarikatta birinci makam olarak kabul edilir. Çünkü tövbe eden tarikata girebilmektedir. Geçmişten gelen kul hakkı yemişse onu ödemek ve tövbe etmek zorundadır. Gönül kırdıysa özür dilemek ve kırdığı gönlü onarmak, ağlattığı varsa güldürmek, kısaca zarar verdiği kim varsa zararlarını karşılamak suretiyle ancak tarikata kabul edilir.

ÇERAĞ UYARMAK

Zahiri anlamda Çerağ uyarmak: İbadet yapılacak, cem birlenecek yerin aydınlatılması olayıdır. Güneşin varlığı ise, hak tarafından verilmiş en büyük bir çerağ olarak kabul edilir. Batini anlamda çerağ ise, insanın kendi kendini aydınlatması ve yetiştirmesidir. Bilgi donanımıyla kendini yetiştirmesidir.

SAKİLİK VE SU

Cem ayinlerinde su dağıtana Saki, dağıtılan suya da sakka suyu denir. Bu hizmetle Kerbela da şehit edilen Kerbela Şehitlerini anmaktır. Yiğitliğin, cömertliğin, dürüstlüğün sembolü olan başta Hz İmam Hüseyni anmaktır.

MERSİYE (AĞIT)

Alevi Bektaşi ibadetlerinde zikir olarak yapılan tapınmalarda Tevhit okunur. On iki imamların ismi zikredilirken diğer taraftan hak yoluna şehit edilen zatların isimleri teker teker anılarak dile getirilir. Çünkü şehitlik, masumluğun, hak yolunun en yüce makamıdır.

ZAKİR

Cem ayinlerinde bağlama eşliğinde duvaz imam, mersiye ve semah deyişleri okuyan kişiye denir. Zakir postta oturan dedenin yanında onun bir nevi yardımcısı konumundadır. Zakir Zikir etmek sözcüğünden türemiştir. Zikretmek, dua etmek demektir.

ALEVİLİKTE SEMAH NEDİR, NEREDEN GELMEKTEDİR?

Alevi Bektaşilerce yapılan Cem ayinlerindeki Semahın sıradan bir oyun ya da folklorik bir şey olmadığını söylemeliyiz. Semah inanç ve doğa olaylarıyla yakından ilgilidir. “Evrede atomdan güneş sistemine,vücutta dolaşan kana kadar her şey dönmektedir. Kısaca kainatta var olan her şey döner. Dünya döner, sular döner, Güneş, Ay, Yıldızlar döner. Yerinde duran varlık yoktur. İnsanın dönmesi de ruhun olgunlaşarak, birliğe ulaştığı ve Tanrı’ya doğru yaptığı manevi bir yolculuktur, bir ibadettir. Bu yolculuktan sonra tekrar hayatına ve insanoğluna hizmet etmeye döner.

Semah; ilahi aşkı ruhunda duymaya, o aşkla onun güzel isimlerinden herhangi birisini anarak ayakta dönmeye denir. Okunan ilahilerin, deyişlerin eşliğinde kadın-erkek ayrımı yapmadan, ellerini göğe doğru uzatarak din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın Hakkın bir olduğunu tekrar tekrar zikretmektir. Kolları yana doğru açıp sağ el göğe doğru, sol el yeri gösterdiğinde, bir türlü önüne geçilemeyen nefsin, bencilliğin, menfaat’in, savaşların, açlıkların, ikiyüzlülüklerin kısaca yaşama dair kötülüklerin anlamsızlığını görüp, “Hak’tan alır, Halka veririz. Kendimize hiçbir şeyi mal etmeyiz.” inancını anlatmaktır. Semah.

Semah eden insanlar, dünyadan kopup içindeki öze doğru yol alırken ruhlarında kirliliklerinden arınıp, “Benliğine” yaklaşıyorlar. Gönül sarhoşu olup Hak’la bütünleşiyorlar. Semah eden bir can kendisini şöyle ifade ediyor; “Semah dönerken ibadette oluyorum. İnsan kendisini hangi ibadetle Hakk’a yakın hissediyorsa o ibadeti yapar. Bende kendimi Allah’a semah ederek yakın hissediyorum. Bu da akıl ile olmuyor, gönül ile oluyor. Rahatlıyor ve huzura kavuşuyorum.”

Ya Rabbi aşkın ver bana
Hü diyeyim döne döne
Aşık olayım ben sana
Hü diyeyim döne döne

Semah aynı zamanda kulun Allah’a miracıdır. Allah’a fiili niyazdır. Madde aleminden, mana alemine geçmektir. Semah oyun değildir. Cemlerin dışında yapılmamalıdır.Öğretici cem denilen “koldan kopma cem”lerde yalnız gençler arasında ilk gelen canlara bir nevi eğitim amaçlı yapılan cemler vardır. Buralarda yapılan Semahlar istisna tutulmaktadır. Çünkü eğitici ve öğretici yönü vardır. Kırklar Cemi denilen musahipsiz girilmeyen cemlerdeki Semahlar kesinlikle Alevilerce ibadet ritüeli olarak kullanılmaktadır. Başka bir yerde gösteri amaçlı kırklar semahı dönülmemelidir. Bu inanç bu günde devam etmektedir.

Aşk oldu yürek de yanar
Beni gören mecnun sanar
Gökyüzünde Ay Gün döner
Ya ben nice dönmeyeyim

Yukarıdaki iki dörtlükte Seyyid Nizamoğlu semah dönmeyi böyle anlatmaktadır.

MİR’AC (MİRACLAMA) NEDİR?

Mir’ac; Allah’la görüşmektir. İslam inancında ağırlıklı olarak bugünün Alevi Bektaşi inanç mensuplarında, geçmişte ise Ehlibeyt inanç mensuplarına göre Peygamberimiz Hz. Muhammed’in hicretten bir buçuk yıl önce, Kudüs’ten Mescit-i Aksaya, oradan da göklere çıkarak Allah ile görüşmesidir. Hz. Muhammed Cebrail vasıtasıyla Hakkın huzuruna gelince, Cebrail; ben buradan ileriye geçemem, geçersem yanarım deyince, Hz Muhammed; ”öyleyse sen yerinde kal, ben ezelden bu aşk yoluna canımı kurban koymuşum. Yanarsam tek başına yanayım. Canını cananından sakınan, canını nasıl görebilir? Cananı uğrunda bu can feda olsun” der ve Allah’a yalnız gider. Dönünce de yatağının soğumamış olduğunu görür. Tasavvufta Cebrail akıldır. Hz Muhammed Cebrail’in yani aklın ona vah yettiklerinin nereden geldiğini anlamak ve öğrenmek istiyordu. İşte bu merak İmam Cafer Buyruğuna göre; Hz Muhammedi kırklar meclisine götürdü. Miraç dönüşü Hz Muhammed’in geldiği meclise de bu nedenle kırklar meclisi denilmektedir. İmam Cafer Buyruğu ise Alevilerin en birinci el kitabıdır. Bu güne kadar kaynak olarak kullanılmış bir yapıttır.

KIRKLAR MECLİSİ

Gaip Erenleri alemidir. İşte bu erenler aleme düzen verirler. İnsanlara yardım ederler. MİR’AC Türkçe karşılığı olarak Semaya yükselme anlamındadır. Madde aleminden, mana alemine geçiş demektir. Ehlibeyt inancına göre Hz. Muhammed Mir’ac dönüşü kırklara uğrar. Kırklar meclisi, batın alemi karşılığı kullanılan, VELAYET makamıdır.(Ermişlik Mertebesi) Velayet makamının sahibi de Hz Aliden başkası değildir. Alevi inanında Hz Ali vazgeçilmezlerdendir. Hz Muhammed bir can olarak bu mecliste bulunmuştur inancı Aleviler arasında oldukça yaygındır.

MİRAÇ KANDİLİ

Türkçe karşılığı olarak “Göğe yükselen ışık” anlamını vermek mümkündür. Bugün Miraç kandili olarak anılan ve Recep Ayının 27 sinden 28 ine bağlayan gece anılan Miraç olayı Alevi inanç mensuplarınca yukarıda bahsedilen şekliyle anılmaktadır. Buna Batıni anlamda Hz Muhammed’in kendisi dahil 40 kişiyle buluşması ve özel bir ibadet yaparak, semah dönmesi olayı olarak inanılır.

Eski Türklerde tabiat Tanrılarına inanan kavimlerin geceleri meydanlara ateş yakarak etrafında dans etmeleri, gök Tanrısına tapınmaları ile benzerlikleri olsa da İslam Dinindeki Semah ve Miraç olayındaki dini motifler ve ritüeller birbirlerinden çok farklıdır. Etkileşim yok mudur? Elbette vardır. Bunu ileride daha detaylı olarak inceleyeceğiz.

31 Temmuz 2008

Hüseyin EKİCİ
Üsküdar/İstanbul

 

Kardeş Web Sitesi
Kardeş Web Sitesi
www.huseyinekici.com.tr
.: Saat :.

Bookmark and Share
.: İstatistikler :.
  IP Adresiniz: 38.107.191.84
Toplam Ziyaretçi:
119627
 



ÜYELİK FORMUMUZU İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
.: Yararlı Linkler :.

 
 
  2006-07 © Copyright Anadolu Sevgi Birliği