TÜRKMENLERİN SESİ RADYOSUNU NEDEN KAPATTIK ?
-
525
defa okunmuş.
TÜRKMENLERİN SESİ RADYOSU
(Eski İğdelinin Sesi Radyosu)
KURUCUSU HÜSEYİN EKİCİ’NİN TÜRKMENLERİNSESİ RADYOSUNUN KAPANIŞ NEDENİ İLE İLGİLİ BASIN BİLDİRİSİ
TÜRKMENLERİN SESİ RADYOSU’NU NEDEN KAPATTIK
Hüseyin EKİCİ
“İğdelinin Sesi Radyosu” “Türkmenlerin Online Sanal Radyosu” olarak kurduğumuz ve “Kuruluş Gerekçemizle Radyo Kurallarımızı” yayınlayarak yayına başlayıp daha sonra “Türkmenlerin Sesi” olarak yayınını sürdürdüğümüz Sanal Radyomuz 14.04.2008 tarihinde yazılı ve canlı yayına kapanmıştır.
Sanal bir radyo olarak hizmet veren, bir eğlence yeri olması gerekirken neden bu kadar kısa ömürlü olunduğunu ve neden kapatma kararı alarak üç gün süreyle tartışma platformu oluşturduğumuzu ve sonunda aldığımız kararı uyguladığımızı kamuoyunun bilgilerine sunmak isteriz.
GENEL OLARAK SANAL RADYODA OLMASI GEREKENLER
1- Radyo yayını sanal da olsa bir iletişim aracı olarak düşünülmelidir. 2- Radyonun yayını hangi tür bir müzik veya yayın formatı üzerine kurulmuşsa onu devam ettirmesi kuruluşu gereği ve kurucusunun istemleri ile izleyenleri arasındaki arz ve talebe göre oluşmaktadır. 3- Sanal Radyolar aynı zamanda bir eğlence aracıdır. Bu radyoyu dinleyenler bir yandan müzik dinlerken, diğer yandan isterlerse radyo üzerinde bulunan yazışma alanından kendisine bir “isim alarak” sohbete katılabilmektedir. 4- Hiçbir şekilde radyo dinleyicileri birbirleriyle tanışma zorunluluğu içinde olmamalı ve zorlanmamalıdır. 5- Yayıncı yayın politikasını serbestçe ve kendi iradesiyle oluşturduğu için bu konuda aynı zevki taşıyan kişilerce izlenebilmelidir. 6- Sanal Radyo da diğer iletişim araçlarında olduğu gibi basın ve ahlak yasasına uymak zorundadır.
FEODAL TOPLUMLARDA SANAL RADYO
Asıl bizim can alıcı olarak gördüğümüz nokta buradadır. Bizim baz olarak ele aldığımız ve ürkütücü olarak gördüğümüz ve bunun önüne geçilmediği taktirde vahim sonuçların ortaya çıkabileceğini düşündüğümüz konu, Feodaliteden henüz arınmamış toplumlardaki Sanal Radyolardır.
Her ne kadar eğitimli olursa olsun, dünyanın birçok uygar toplumunun içinde her türlü teknolojik olanakları kullanırsa kullansın ve hatta ekonomik sorununu çözerse çözsün bir kişinin beyni henüz feodal yapının gerektirdiği çağ dışılıktan kurtulamamışsa bu sanal radyo yayının ne kadar insanları birbirlerine düşman ettiğini ve kamplara böldüğünü ve bunun da ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceğini her akli selim insan bilmekte ve görmektedir.
İlk Sanal Radyoyu kurduğumuzda gördüğümüz manzara bizleri ne kadar mutlu ettiyse gün geç tikçe mutsuzluğumuz da o derece artı.
Çünkü, sanal radyo kurduktan sonra sel gibi insanlar birbirleriye tanışmak ve akrabalarını yakınlarını bulmak gibi bir sevince kapıldı. Düğünlerini, doğumlarını, cenazelerini buradan duyurup anında iletişim kurmaya başlanıldı. Bizler de ne kadar doğru bir hizmet verdiğimizi çok yorucu çalışmalar ve emek olmasına karşın bu hizmeti onurla yapmaya devam ettik. Bu arada kendi yayın politikamızı sunarken, kesinlikle Türkçe Dil ve karakterine özen gösterdik. Türkçe yayın yapma çizgimizden asla taviz vermedik. İzleyicilerimiz bizi tuttu ve kısa dönemde yıllarca yayın yapan sanal radyoların da önüne geçerek hep gözde ve takdir edilen bir yayın oluşturduk.
Ancak , kısa bir süre sonra bizden özenen kişilerce yeni yeni sanal radyolar kurulmaya başlandı. Elbette çok seslilik güzeldir deyip biz de destekledik. Fakat gördük ki, bir cenaze olduğu zaman radyosunu kapatıp o acılı aileye destek vermek için “yayını durdurduk siz ne diye devam ediyorsunuz derhal radyonuzu kapatın” diye bize tehditler gelince “eyvah acılı ailelerin duyguları sömürülmeye başlandı bunun ardı gelecek” dedik. Gerçekten de öyle oldu. O acılı aile daha önce bizim radyoya giriyor, bizde hatta yayın bile yapıyordu. Biz cenazede radyo kapatmanın yanlış olduğun söyledik. Acılı ailelerin acılarını ne kadar paylaşsak da duygular aklın önüne geçmişti bile. O çok sevdiğimiz aileler bizden koptu ve yeni kurulan sanal radyolarda, ya da başka radyolarda yerini aldı. Ama bize de kırgınlıkları hala devam etmektedir. Halbuki her gün vatanı uğruna şehit düşen askerlerimizin cepheden cenazeleri gelirken aynı duyarlılığı gösteremedik. Bu şu demek miydi? Şehitlerimiz olmuşken tüm Türkiye yayınını durdurmalımıydı? Bunu anlatmaya çalıştık ama anlatamadık. Çünkü sömürülen insanların hassas noktalar olan kaybettiklerinin acılarıydı. Ölümdü.
Bu da yetmedi. Yeni kurulan sanal radyolar inanç bazında halkın hoşuna gidecek görsel yayınlar yapıp halkın duygularını sömürerek ben daha iyi inançlıyım imasını vererek inançlı toplum üzerinde çok kötü imajlar yaratıldı.
Bu da az geldi. Biz Avşar’mıyız? Türkmen’miyiz? Ya da bunların dışında mıyız, neyiz? tartışması yaratılarak bilim ve tarih hiçe sayılarak ehil olmayan kişilerce ırklar tartışılmaya başlandı. Nerde mi? Sanal Radyolarda. Her sanal radyo kendine taraftar bulabilmek için elinden geleni ardına koymadı ve devam etti.
Yüzlerce, binlerce birbirlerini sanal ortamda tanıyan insanların, akrabaların henüz birbirlerinin yüzlerini dahi görmeden kamplara bölünmesine sebep olunmaya başlandı.
Bu da yetmedi. Biz İslam Dininin içinde mi? yoksa dışında mıyız? gibi çağımızın ve insanlarımızın istemediği konular tartışılmaya başlandı. Sanal radyolara sızan bu tipler insanları birbirlerine düşürdüler ve yeni düşmanlıkların doğmasına neden oldular.
Bu da yetmedi. Bir radyoya girenin diğerine girmeme yasağı getirildi. Kim tarafından? Radyo kurucuları tarafından. Çünkü radyo sahipleri kural koymuşlardı. “Ya devamlı buraya gireceksiniz, ya da girmeyin” şeklinde tehdit ediliyordu. Ayrı radyolara girenleri casus olarak nitelendiriyorlardı. Onlarda casus olmadığını ispat için tek yerde bulunuyor, ya da mecburen ya girmiyorlardı, ya da isimsiz girmeyi tercih ediyorlardı. Radyo sahipleri yine tehdit ediyorlardı . “Biz sizin IP numaranızdan isimsiz de olsanız tanırız. Nere giderseniz biz sizi görürüz” gibi abuk sabuk savlar ileri sürüyorlar ve tehdit ediyorlardı.
Bu da yetmedi. Bu Sanal Radyoculuk işini tamamen kendi egolarını tatmin için kullanan henüz beyinleri olgunlaşmamış feodal yapıda olanlar ise, en tehlikeli sınıfı oluşturmaya başladılar. İlgili firmadan ücretsiz edindikleri radyoyu birilerinin adına açıp birilerine lütufta bulunmaya başladılar. “Bak sana radyo açtım başına geç yayını kendin yap” gibi son derece bilinçsiz ama bölmek parçalamak için çok güzel bir planın parçası olarak işlevini iyi sürdürüyorlardı.
Kişilerin zaaflarını çok iyi değerlendiriyorlardı. Kişi içki meraklısı ise ona göre davranıp “sen de radyo yöneticisi oldun hem de şu radyonun başına geç yöneticisin” deyip adeta memur tayin ediliyorlardı. Giren kişi istese de bir daha oradan çıkamıyordu. Çünkü mimleniyordu. Giderse casus muamelesine tabi olacaktı.
Radyo sahipleri veya orada bulunan taraftarlarca birbirlerine iletiler aracılığıyla tehditler yağmaya başlandı. Örneğin; “senin kemiklerini tek tek kırıp çuvala dolduracağım ulan” “senin filan yerde ne işin var, orası senin köyün mü?” “ben köyümün aşığıyım” “ben köyümün delisiyim” “radyoyu tekeline geçirmişsin” “radyo kurmuşsun ama kendi siten üzerinden bizi zıplatıyorsun” “biz senin siteni okumak zorunda mıyız?” “senin hanımın bizim köylü ulan, senin orda ne işin var?” “Seni bulunduğun yerde çivileyeceğim, parçalara ayıracağım, kemiklerini tek tek kıracağım” İşte bu ve buna benzer sözler. Tehditler, küfürler ve daha birçok şey. Birbirlerini hiç tanımayan ancak isimlerini ve köylerini buradan bilip öğrenen onca insanlara yapılan davranışlar ve sözlerden bir kaçı bunlar. Bunu yeni yetişen çocuklarımızın da okuduğunu bir düşünürseniz olayın vahametini daha iyi anlarsınız. Diğer tehditleri suç duyurusu olur diye yazmadım. Bu nereye doğru gittiğimizi gösteren vahim bir durumdur. Kendimizden biliyoruz ki, bize de gelen bu tehditleri yapanların düğününe, cenazesine veya gidilmesi gereken bir durumda nasıl yan yana gele bilineceğini hiç düşündünüz mü?
Sizin köyün radyosu yok al sana radyo. Sizin aşağı mahallenin radyosu var sizin niye yok alsana radyo. Sizin neden olmasın bir radyonuz alsana radyo?
Sanatçılarda radyoların sanatçısı olunmaya başlandı. Bir sanatçı bir radyoya çıkmışsa diğer radyo o sanatçıyı programlarına almamaya başladı. “Sen falan radyonun sanatçısısın git kardeşim bizden uzak dur.”
Bu neyi de beraberinde getiriyor bunun farkında değiller.
HUSUMET VE KAN DAVASINA DÖNÜŞÜYOR
Sanal Radyo önce köyler arasında bir husumet doğurdu. Sonra köylülerin atalarından gelen feodal alışkanlıklarını hortlattı. Senin baban benim babamla önceden beri hasımdı. Bu yeniden ortaya çıktı. Yeni nesil bunlarla tanıştı. Biz radyo kurucularının istemleri, hizmetleri yerinden saptı, başka mecralara doğru hızla toplumu birbirinden uzaklaştırmaya yöneldi.Kaş yapayım derken göz çıkarmaya başlanıldı. Yeni yeni husumetlerin ortaya çıkmasına neden olundu.
Bunun mutlak surette önüne geçilmesi ve yeni radyo kurmaya kalkışanlara itibar edilin memelidir. Hatta, var olan Sanal Radyolar kendi yöneticileri tarafından kapatılıp yepyeni bir kuruluş olarak organize bir şekilde ve resmi olarak kurulmalıdır. Toplumun birbirlerine düşman olunması acilen önlenmelidir. Taşın altına girebilecek elleri sokmadan ve bu işi profesyonel yapmadan kesinlikle bu “Sanal Radyo Terörü”nün önüne geçilemeyeceği kanısındayız. Eğer Sanal Radyo yöneticileri bunu yapmıyorsa, geriye bir şey kalıyor. İzleyiciler; ya bu düzene devam diyecekler, ya da hepsini birden protesto edip radyolara girmeyecekler. Sanal Radyoyu amacının dışında kullananlar ancak o zaman kendilerine çeki düzen vereceklerdir.
SONUÇ
Aksi taktirde, SANAL RADYO TERÖRÜ devam edecektir. Bu terörün içinde var olmamak için biz kendimizi fesh ederek Sanal Radyo Terörüne destek vermiyoruz. Senin radyon güzel değil, benim radyom güzel tartışması yerine tüm sanal radyoların gerekirse yeniden kapanıp ehil ve aklı başında kişiler tarafından yeniden oluşturulması kesinlikle şarttır.
Adları ne olursa olsun, sanal radyoların köy adına kurulması büyük sakıncalar doğurmaktadır. Bundan kesinlikle kaçınılmalıdır. Çünkü bizler henüz feodalizmden kurtulamamış ve o olgunluğa erememiş toplumlar olduğumuzu bir kez daha kanıtlamış olduk.
Bizim yöremizin insanları elbette kan davası gütmeyen mahkeme kapılarında bu gerici çağdışı geleneklerden dolayı, yasadışlıktan yargılanmayan aydın bir toplumdur. O halde, bunun gereğini yapmalıdır. Sanal Radyo Terörü’nden mutlak surette bir an önce kurtulmalıdır.
Deneme yayınlarına 09.10.2007 tarihinde başlayıp 14.04.2008 tarih saat 24:00’e kadar süren canlı yayın süresince 40.000 – 45.000 kişinin ziyaret ettiği yaklaşık 150 gün süren yayınımızda bizlerle birlikte olan ve bizleri yalnız bırakmayan canlarımıza,
Radyo aracılığıyla tanıştığımız binlerce gönül dostlarımıza ve akrabalarımıza,
Yeni yeni dostlukların pekiştirildiği bu mekanı bizimle birlikte paylaşan dünyanın dört bir tarafından bizlere katılan ve evlerine konuk eden tanımadığımız tüm gönül dostlarımıza, mihmandarlarımıza, Acı tatlı günlerimizde birlikte olduğumuz dostlarımıza,
Sonuna kadar kadar bizleri yalnız bırakmayan tüm dost ve canlarımıza vefa borcumuzun olduğunu bildirir, teşekkürlerimizle saygılarımızı sunarız.
15.04.2008
Türkmenlerin Sesi Radyo Kurucusu Hüseyin EKİCİ
Üsküdar/İstanbul